Atardamar Basıncı
Kalbin sol karıncığı, kanı büyük bir kuvvetle aortun içine iter. Atardamarlar bu itişe bir ölçüde direnerek karşı koyar. Bu nedenle kan atardamarlarda büyük bir basınç altında dolaşır ve bu damarlardan herhangi biri delinirse, büyük miktarda ve kesik kesik fışrıkmaya başlar. Atardamar çeperleri şekil değiştirmeye zorlayıcı bu basınca çeper dokuları sayesinde direnir, yani kan basıncına (atar damar basıncı) karşı bir gerilim gösterir. Çoğu zaman atardamar basıncıyla bu gerilim birbiriyle karıştırılır; hekimin tansiyon aletiyle öçlüğü atardamar basıncıdır, atardamar gerilimi değildir.
Kan basıncı karıncığın kasıldığı an (sistol) en yüksek düzeyine çıkar ve kan çevreye yayıldıkça yavaş yavaş düşür. Böylece bu basınç cm cıvayla (cmHg) ifade edilen iki rakam verir. Büyük olan rakam, karıncığın kasılma gücüne ve bu darbeyi sönümleyerek olan büyük atardamarların az veya çok esnekliğine bağlıdır. Küçük rakamsa kanın çevreye yayılma hızına bağlıdır ve küçük atardamarlarla ilintilidir. Kan basıncı, her insana göre normal düzeyinde spmasını engelleyen bir çok mekanizma aracılığıyla inceden inceye ayarlanır. Bu ayarlama, aorttaki ve karotislerdeki, atardamar basıncını kaydenen (basınç alıcıları) ve kalbin çalışmasını düzenlemey katılan hürce topluluklarınca sağlanır. Böbreklerde bulunan bir başka sistem de (renin-anjyotensin) kan basıncını düzenler. Basınç uzun süre düşürse böbrek renin denen bir enzim salgılar, bu enzim damarları büzen ve kan basıncını yükseltecek olan karaciğer anjiyon tensinin üretimini hızlandırır.
Gelişmiş ülkelerde kan basıncı (tansiyon), bazen 50 yaşından sonra yükselir. Bu yükselme aşırı derecede olursa yüksek tansiyondan (hipertansiyon) söz edilir. Hastalığın tedavisi bellidir, ama bu yaşam boyu sürecek bir tedavidir. Bununla birlikte, yüksek tansiyonluların bir kısmında kalp yetmezliğin denen ağır bir hastalık ortaya çıkar ve bazen kalp naklı yapılmasını bile gerektirebilir.

Leave a Reply